8 Nisan 2014 Salı

Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve keyfi yorumlar.. FEYTULLAH VE SİLSİLESİ

ES SELAM ALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKETUHU

Sana bu Kitab'ı indiren O'dur. Bu Kitab'ın bir kısım ayetleri kesin anlamlı (muhkem)dir, bunlar onun özünü oluştururlar. Diğer kısmı da birden çok anlamlı (müteşabih)dir. Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve keyfi yorumlar yapmak amacı ile bu kitabın birden çok anlamlı ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onların yorumunu sadece Allah bilir. Köklü bilgiye sahip olanlar ise «Bu Kitab 'a inandık, O bütünü ile Allah katından gelmiştir» derler. Bunu ancak aklı başında olanlar düşünebilirler.ALİ İMRAN-7

Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki; «Ruh Rabbimin tekelinde olan bir olgudur. Size bilginin çok az bir bölümü verilmiştir.İsra-85

Sonra ailesinin bulunduğu yerle kendi bulunduğu yeri perde ile ayırmıştı. Biz ona, görevli olarak ruhumuz, meleğimiz Cebrâil’i gönderdik. Ona eli yüzü düzgün bir insan şeklinde göründü.Meryem-17

Meryem, 19/17  

Fethullah Gülen   
25.05.2006
فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَاباً فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَراً سَوِيّاً
"Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, Biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü." (Meryem sûresi, 19/17)
Hz. Meryem, ailesinden ayrılarak kaldığı yere nispeten daha bir doğuya çekildi; çekilmekle de kalmadı, ailesi ile kendi arasına bir sütre ve perde koydu. Bu asude ve kimsesiz yerde, insanlarla kendi arasına bir engel ve perdenin yerleştirilmesi, onun kadınlık hâllerini hissettirmeme hassasiyetinden, temizlenme ihtiyacından olabileceği gibi, sessiz bir ortamda ibadeti, teveccühü ve en mükemmel şekilde bir konsantrasyon yakalama adına da olabilir ki, siyakı bezeyen kelimeler bu mülâhazalara açık gibidir... Evet işte onun, bu ölçüde bir cismanî ve ruhanî nezaheti benliğinin derinliklerinde tastamam duyması sonucundadır ki, 5الطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّب۪ينَ mantukunca, lebrîz edilmiş bu ruh ve tertemiz bir hâl almış o atmosferde, yeni bir ruh mesajıyla gelen Hz. Ruh temessül edivermiştir. Bununla insanlık yeniden dirilecek ve kıyamete kadar da bu dirilişler birbirini takip edecekti.
Acaba ne idi bu ruh? Hemen büyük çoğunluğu itibarıyla bütün tefsirler, âyet-i kerimedeki "...ruhumuzu gönderdik..."diye belirtilen ruh'un Cebrail (aleyhisselâm) olduğunu ifade etmektedirler. Ne var ki burada Kur'ân "ruh" tabiri kullanıyor; ruhun tayininde ise ihtilaf vardır. İhtimalin sınırları ise ihtilafın çerçevesini aşkındır; hatta Efendimiz'in ruhunu içine alacak kadar da geniştir. Evet bu da muhtemeldir; zira Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı. Bu itibarla da gözlerinin içine başka hayal girmemişti ve girmemeliydi de. Ona sadece kendisine helâl olan biri bakmalıydı. O da olsa olsa Efendimiz olabilirdi, zira O bir münasebetle Hz. Meryem'in kendisiyle nikâhlandığına işaret buyuruyordu.[6]Bu açıdan da "ruh"un Efendimiz'in ruhu olabileceği de ihtimal dahilindedir. Ancak bu kat'î değildir, sadece bir ihtimaldir. İhtimaller ise delillerle takviye edilecekleri ana kadar kat'iyet ifade etmezler.
[5] "Temiz kadınlar temiz erkeklere yakışır." (Nur sûresi, 24/26.)
[6] Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebir, 8/258.
http://tr.fgulen.com/content/view/1568/3/


Kuran’da böyle yazıp dururken kişi hala müteşabihlere girip yorum yapıyorsa bu kişi Ali imran-7 deki şu söze mutabık düşmüyormu ? Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve keyfi yorumlar yapmak amacı ile bu kitabın birden çok anlamlı ayetlerinin ardına düşerler.
BUNLARDA GİZLİDEN GİZLİDEN HİRİSTİYANLIĞA ÇAĞIRMIYORLARMI.?
GÜYA İSA PEYGAMBERİN BABASI HZ.MUHAMMED OLMUYORMU DOLAYISI İLE BAK AKRABAYIZ DEMEK OLMUYORMU.?
DAHA BAŞKA KONULARDA VAR AMA ONUDA SONRA ANLATACAĞIM. İCMAİ ÜMMET GİBİ

5 saat · 
cübbelinin sapıklıkları 1 tane 5 tane değil ki. Mebzul miktarda var zaten kendisinde....
sapık cübbelinin akılsız takipçilerine...
YOUTUBE.COM
BeğenBeğen ·  · 
  • 2 kişi bunu beğendi.
  • Huseyin Sasmaz Ateşin içinde birbiriyle çekişirlerken zayıf olanlar o büyüklük taslayanlara:
    "Ateşin içinde birbiriyle çekişirlerken zayıf olanlar o büyüklük
    taslayanlara: "Biz size uymuştuk; şimdi ateşin birazını olsun bizden savabilir misiniz?" derler."
    Demek ki zayıflar da, büyüklenenlerle birlikte girecekler ateşe. Zayıf oluşları, körü körüne büyük bilinenlere uymuş, onların
    uydusu.olmuş olmaları bir işe yaramıyor! Davar sürüsü gibi hiç bir
    görüşe, hiç bir irade ve ihtiyara sahip olmayışları azaplarını hafifletmiyor!..
    Allah kendilerine keramet vermiştir, insanlık kerameti, şahsî
    mesuliyet meziyeti, dilediğini seçme hususiyeti... Onlarsa bu özelliklerin hepsinden uzaklaştılar. Bu İlâhî lütufları bıraktılar da bir
    takım ekâbir geçinen zalimlerin ve onlara taraftar olanların peşlerine düştüler...
    Hiç bîr vakit onlara: Hayır! demediler. Bunu söylemeyi dahi
    düşünmediler. Belki o taşkın güruhun kendilerine söylediklerini ve
    kendilerini sürükledikleri badirelerin sonucunu düşünmeyi dahi akıllarına getirmediler. "Biz size uymuştuk..."
    Allah'ın kendilerine verdiği bunca meziyetlerden uzaklaşmaları
    ve büyüklük taslayanlara uyuşları, yarın Allah katında, şefaatçi olmaları için değildir. Zira onlar - uyanlar - ateştedir; büyük bildikleri sürüklemiştir kendilerini oraya, tıpkı dünyada iken koyun sürer gibi... Sonra bu zayıf bilinen fakir tabaka, büyük bilip uyduklarına
    soracaklar: "..Şimdi ateşin birazını olsun bizden savabilir misiniz?."
    Nitekim henüz dünya hayatındayken onları doğru yola sevkettiklerini, fitne fesattan koruduklarını, başlarına gelecek zarar ziyan ve
    düşmanların hilesini önlediklerini iddia eder dururlardı...
    31 dk. · Beğen · 1
  • Huseyin Sasmaz AŞAĞIDA DİYORSUN MAHMUT EFENDİ ALLAH (HAŞA) YUKARIDA DİYORSUN PEYGAMBERİN YÜZÜ AYNI MAHMUT EFENDİ.
    BU ŞU DEMEK OLUYOR SİZLERDE AYNI HİRİSTİYANLAR GİBİ PEYGAMBERİ İLAHLAŞTIRIP KAFİR OLUYORSUNUZ.
    O ZAMAN BAKIYORSUN TÜRKİYEDEKİ ALİM DENENLERİN ÇOĞU HİRİSTİYANLIĞA ÇAĞIRI YAPIYOR.BUKALEMUN GİBİ.MÜSLÜMAN GÖRÜNÜP HİRİSTİYANLIĞIN AKİDESİNİ BU ÜMMETİN EVLATLARINA EMPOZE EDİYORSUNUZ.
    https://www.facebook.com/video/video.php?v=303165266385648
    ''Ete kemiğe büründüm Mahmut diye göründüm''.Haşa-.Mahmut Efendiyi kimse anlayamamış.!!!Cübbeli Ahmet

9 Mart 2014 Pazar

ALİM BİLİNEN ZALİMLER

MOLLA CAMİ DEN SEKS HİKAYELERİ


Göğsünde memeler, rüzgarın suda meydana getirdiği hava kabarcıkları gibiydi, Gelin süsleyen kadın o karnın güzelliğini görünce “Bu hiç de gül yaprağından aşağı değil” dedi.O kıldan ince beli kim gördüyse kucaklamaktan başka bir şey istemezdi Kalçaları yasemenden bir harmandı. Çalı çırpıdan zarar görmesin diye etekle örtülmüştü.Molla Camii, Salaman ve Absal, Çev. Abdülvahhab Tarzi, M.E.G.S.B Yay. 1985(Sf. 40 425-430. Beyitler)

ŞEYHİN , KENDİ EŞİNİ MİSAFİRLERE NİKAHLAYIP SUNMASI
“ İmamüddin Abdulvahhab el-Barisini ( Kuddise Sirruh)… Allahu Teala onu hicri yediyüz on senesinde ululuk mertebesinin tahtına oturttu. O, peygamber (s.a.s)’den bu zamana kadar gelip geçen uluların on dokuzuncusudur. Bu zatların halleri kullukta bizim gibidir. Yerler, içerler, hasta ve tedavi olurlar. Bunlar abdal tabakasına girmeden önce nikahlanırlar. Çocukları, malları, mülkleri olur. Fakat abdal tabakasına girdikten sonra o işi terketmişlerdir. Artık ona bir daha geri dönemezler. Zevceleriyle sohbetten ve çocuklarından ayrılırlar. Bir daha tekrar zevceleri ve çocukları ile sohbet edemezler ki bu onların ma’lumu olsun.

Onlar sünnete riayet etmede, nikah hususunda mübalağa ederler. Hatta öyle ki, bir yabancı kimse evlerine geldiği zaman, bir gün veya bir hafta kalsın ve o hanımı ile nikahlanarak onun hakkını versin isterlerdi. Daha sonra o adam o kadını bıraksın ve kadın da onun kim olduğunu bilmesin.”

“Nefahatu’l Üns” Evliya Menkıbeleri, Molla Camii, Osmanlıca’ya çeviri: Lamii Çelebi, sadeleştiren ve yayınlayan: Mehmed Şevket Eygi Bedir yay. 1971 1.Cild Sf. 42diğer tercüme;“Nefahatu’l Üns” Evliya Menkıbeleri, Molla Camii, Çev: Prof.Dr. Süleyman Uludağ- Prof.Dr. Mehmet Kara, Marifet Yay.

VİAGRA YERİNE ŞEYH DEN HİMMET
Herat şehrinde Şeyh Abdullah adında bir zahid vardı. Otuz senden beri aralıksız oruç tutardı. Bilinen ve tanınan bir kişi idi. İtibarlı idi, kendisine bağlı olan ağalardan biri , kızını onunla evlendirmişti. Bu kız on iki sene zahidin evinde kaldığı halde henüz bakire ! idi. Şeyhulislam Ahmed , Herad ‘a (şehre) gelince , zahid , biçare kadına :“ Elbisemi getir , Şeyh Ahmed’e gideceğim , onun ulu kişi olduğunu söylüyorlar , bakayım onun hali ne? “ Biçare dedi ki :“ Eğer onu imtihan için gidiyorsan sakın gitme ha !.. Zira o senin tasavvur ettiğin adamlardan değil , yok eğer gönlünde onun her dediğini tıutma arzusu var da , bu niyetle gidiyorsan o zaman onu ziyarete git . Eğer onun (iradesi) dairesinde yürümezsen zarar edersin!…” Zahid :“ Sen bilmezsin , hadi yürü elbisemi getir !” dedi.Kaftanını giydi . Şeyh Ahmed’in huzuruna vardı. Selam verdi. Hazreti şeyh selamını aldı ve şöyle buyurdu:“ Bize selam vermek (hal-hatır sormak) için geldin. Fakat hatunun sana söylediğini bilmiyor musun.. Buyruk tutmak ister misin ? “ Zahid :“ Doğru söyledikten sonra niçin tutmayayım ? “ … dedi. Şeyh :“ Öyleyse geri dön , Senkin mahallesine var , Muhammed kasap Mervezi’nin dükkanından kuyruk sokumu denilen yer var . Çengele asılı koyun eti var . Onu s atın al , bakkaldan bir miktar pekmez ile yağ al ve elinle getirip evine ilet. Zira “ Bir kimse kendi evinin eşyasını taşırsa kibirden uzak olur “ denilmiştir. Evdekilere de ki , o etten kalye , yağ ve pekmezden tatlı yapsınlar . Daha sonra o hatunla iftar eyle ve on iki yıldır yapılması üzerine vacib olan şeyi de yerine getir. Sonra hahama git gusleyle. O saatten sonra bunca yıldan beri olmasını arzu ettiğin ve fakat olmayan şeyler hasıl olmazsa gel Ahmed’in eteğine yapış ki o işin üstesinden gelir .” Bu sözler üzerine zahidin gönlünden şöyle geçti : “ Hiç yapamayacağım bir işi bana buyuruyor! Kendimde otuz senedir böyle bir kuvvet görmedim , bakire bir hatunla nasıl münasebette bulunabilirim. “ Hazreti şeyh , Zahid’e :“ Ne düşünüyorsun , hadi yürü , korkma , iş kolaydır . Eğer gerek duyarsan Ahmed’den medet (yardım) iste! “ dedi. Zahid yerinden kalkıp gitti. Şeyhin buyurduklarını yerine getirdi. Kalye ve helva pişirdiler. Bir araya gelip iftar ettiler yemek yerken zahidde bir hareket görüldü , cinsi münasebet arzu etti . Hatun :“ Biraz dur “ dedi . “Yemekten sonra” . Yemek yedikten sonra Zahid tekrar münasebet arzu etti , fakat kendisinde kuvvet bulamadı. Şeyhten istimdat (yardım) etti. Şeyh cemaatle konuşurken tebessüm etti ve :“ Ey Zahid , işe giriş , korkma , doğru yapıyorsun “ dedi. Zahid de o anda maksuda ulaştı. Hamama gidip gusletti. Daha sonra şeyhin yanına gelince : O anda şehrin dört duvarı arasında olan her şey eksiksiz olarak ona keşfolundu. Şeyhülislam ona :“ Senin himmetin şehrin dört duvarıyla sınırlı olunca benim ne kabahatim var , şehrin dört duvarına bedel dünyanın dört köşesini içine alacak şekilde himmetini geniş tutsaydın buralarda var olan her şey sana keşfolunurdu …” Molla Camii “Nefahatu’l Üns” Evliya Menkıbeleri,Çeviren Lamii Çelebi Hazırlayanlar, Prof.Dr. Süleyman Uludağ- Prof.Dr. Mehmet Kara, sayfa 509 Marifet Yay.

Şeyhin tabiatüstü konumu , iktidarsız müridine bile derman olacak seviyede işe yaramaktadır. On iki yıl helali olan kadına dokunmayan bir insanın normal kabul edilemeyeceği aşikardır.Eğer bu ahmak adam , ALLAH sevgisinden başka hiçbir şeyi gözü görmeyerek helali olan bir kadına yaklaşamıyorsa bunun ne din ne de sünnette ölçüsü vardır . Rasulullah (s.a.v.) evliliği teşvik ederek toplumun fuhuş ve zina ile dejenere olmasını önlemeye çalışmıştır.Görüyorsunuz ki , bu saçma menkıbelerle seks müptelası şeyhler nasıl cahil dervişlerin karılarını kendilerine mal edebiliyorlar. Bunun sebebi “Evliya“ adı verilen şahısların hayat hikayeleri kabul edilen menkıbelerle itikad ölçüsü ve iman esası belirlenmesinden dolayıdır.Buna benzer , başka tasavvuf kitaplarında da ilginç menkıbeler vardır …

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder



31 Ocak 2014 Cuma

F.GÜLEN'İN PAPA 6.PAUL'A YAZDIĞI MEKTUP.Pek muhterem Papa cenapları sizi...

FETHULLAH GÜLEN VE CEMAATİ (albüm)

https://www.facebook.com/hayrullah.tas.16/media_set?set=a.275337605911340.54620.100003053077341&type=1&comment_id=2581177&offset=0&total_comments=3&notif_t=photo_album_reply



http://alimbilinenzalimler.blogspot.nl/p/molla-cami-den-seks-hikayeleri.html
Said Nursî'nin Hıristiyanlıkta vuku bulmasını beklediği tasaffi, yani arınmanın türü, Hıristiyanların İslâm'a girmek için dinlerini terketmesi değil; ondan ziyade, onların hayır olan şeye zaten sahip olan dinlerini tamamlamaları, kemale erdirmeleridir. Ehl-i Kitabı muhatap alan bir Kur'an âyetini tefsir bâbında Bediüzzaman, "Kur'an ... size bütün bütün dininizi terketmenizi emretmiyor. Ancak, itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz, diye teklifte bulunuyor. Zira Kur'an, ... tadil ve tekmil edicidir.

BU GİBİ KİŞİLERE KANMAMAK İÇİN İSLAMİYETİ ÖĞRENMEN LAZIM KARDEŞİM

ÖNCELİKLE ŞU İSLAM AKİDE’SİNİ

İSLÂM AKİDESİ

Akideler ancak, kesinlik ifade eden delilden alınır. Akidenin delilinin kesin olması lazımdır. Çünkü Allahu Teâla zannî olana itikat edenleri zemmederek şöyle buyurmuştur : "Onlar zandan başkasına tabi olmazlar. Halbuki, zan haktan bir şey ifade etmez." [5] Bu hitapla akide hakkında konuşurken zanna tabî olanları teşhir edip azarlamıştır.

Allahu Teâlâ zanna bir delalet (sapıklık) olarak itibar etmiştir. Nitekim Allahu Teâlâ; "Eğer sen yeryüzündekilerin çoğunluğu

na itaat edersen seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başkasına uymazlar." [6] buyurmuştur. Allah zanna hiç bir zaman ilim (kesin delil) olarak itibar etmemiştir. Nitekim Allahu Teâlâ şöyle buyurdu : "Onunla (inandıklarıyla) ilgili kendilerinde ilim (kesin delil) yoktur. Ancak, zanna uyarlar. Halbuki zan, haktan bir şeyi ifade etmez." [7]

[5] Necm : 28

[6] En'am : 117

[7] Nisa : 157

http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ummetin_Misaki/index.htm

http://www.rasidihilafet.org/inceleme/sohbet/03.htm

https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=3396906044691833088#editor/target=post;postID=4585194006401709219;onPublishedMenu=allposts;onClosedMenu=allposts;postNum=1;src=postname

http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=595

YOK İSTEMEZ DERSEN O ZAMANDA DOLANDIRICILARIN DOLANDIRMASINDAN ŞİKAYET ETMEYE HAKKIN YOK.

https://scontent-b-ams.xx.fbcdn.net/hphotos-ash3/t1/67872_240134652824119_590613576_n.jpg

http://youtu.be/5z9nOf_8Yrk

DEMOGOJİ YAPIYORLAR DOLANDIRICILAR.
Muhammed isanın babası olabilir
http://tr.fgulen.com/content/view/1568/3/
HZ.MERYEM'İN KOCASI, HZ.İSA'NIN BABASI... TÖVBE TÖVBE!

Bir “Allah dostu” ile yaptığım sohbetin bir bölümünü dün aktardım... 
Bugün de ikinci bölümünü aktaracağım ama, “sohbet”e geçmeden önce; bir “şüphe”mi, bir “kaygı”mı, bir “endişe”mi dile getirmek istiyorum...
Hani, zaman zaman “İlluminati Çetesi”nden, “Neocon”lardan söz ederim ya, işte bu “mahfil”lerin tek hedefi vardır: “Tek din!”
Evet; “Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Musevilik” bitsin, onların yerine “tek din” gelsin isterler...
İşin doğrusu, bunda büyük oranda başarılı olmuşlardır...
Museviliği, “Sadece Yahudilere has” bir din hâline getirmişler, Hıristiyanlığın ise “içini boşaltmışlar”dır!..

TEK HEDEFLERİ KUR’AN!

O kadar boşaltmışlardır ki, bugün, “kilise”ler; “turistik gezi” yapılan mekânlar haline gelmiştir... Batı’da birçok kilise ya “kapalı”dır, ya da “kiralık.”
Geriye, tek hedefleri kalmıştır;
“İslâm ve Kur’an!”
İlluminati ya da Neocon’ların İslâm’la ilgili stratejileri; ya “dinin özünü tahrif etmek” ya da Müslümanları “Kur’an-ı Kerim’den uzaklaştırmak”tır.
Aslına bakarsanız;
Sadece bugün değil, dün de aynı stratejiyi hayata geçirmek ve “Müslümanların elinden Kur’an-ı Kerim’i almak” istiyorlardı...
Evet, “dün” de böyleydi...
Dün, yani “19. yüzyılın sonlarında” da aynı plânı yapıyorlardı...
Herhalde hatırlarsınız;
19. yüzyılın sonlarında; İngiltere’de yapılan seçimlerde Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana olan Muhafazakâr Parti iktidardan düşmüş, yerine “Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını arzulayan, Gladstone’un başkanlığını yürüttüğü Liberal Parti başa geçmiştir.
İngilizlerin genel politikası olan Hindistan yollarını koruma maksadıyla, başta Mısır olmak üzere, bütün Ortadoğu’yu hâkimiyetine almak isteyen Gladstone, “Türkler, Avrupa’yı bütün silah ve ağırlıkları ile birlikte terketmeden, Şark Meselesi halledilemez” diyordu.
Osmanlı Devleti’ne karşı Ermeniler’i alabildiğine kışkırtan Gladstone’un İngiliz Müstemleke Nazırı iken Lordlar Kamarası’nda söyledikleri ise, İngilizlerin üzerimizdeki ince hesaplarını açıkça ortaya koymaktadır.
O gün Gladstone, eline Kur’an-ı Kerim’i alarak kabinedekilere göstermiş ve “Eğer bu kitabı Türklerin elinden alamazsak onları asla yenemeyiz” demiştir.
Gladstone’un bu sözleri, sadece “İngiliz emeli”ni yansıtmıyordu elbet!..
O; aynı zamanda, “Haçlı stratejisi”ni açıklıyordu!..
Bağırıyor kürsüde;
“Eğer Kur’an-ı Kerim’i Türklerin elinden almazsak, onları asla yenemeyiz!”
Bilmiyorum, daha fazla söze hacet var mı?

FETHULLAH GÜLEN VARKEN!

Peki, Gladstone tarafından dile getirilen bu “hedef”in, bu “strateji”nin benim duyduğum “şüphe” ve “endişe” ile ne alâkası var?..
Açık ve net söyleyeyim;
Ben, Fethullah Gülen’in “vaaz ve sohbetleri” ile “dine hizmet” ettiğine değil, tam aksine “dini tahrif” etmeye çalışan bir “görevli” olduğuna inanıyorum...
Öyle bir “tahrifat” ki;
Gladstone gibilerin, “elimizden Kur’an-ı Kerim’i almalarına” hiç gerek kalmayacak!..
Öyle ya; “ayetlerinin tahrif edildiği, yanlış yorumlandığı” bir Kur’an-ı Kerim’i elimizden niye alsınlar ki?!?..

İNSANLIK DIŞI İFTİRA!

Efendim, “çok iddialı bir lâf” ettiğimin farkındayım... “Niye”sinin cevabı, yarım bıraktığımız sohbette...
Bir “Allah dostu” ile sohbetimize kaldığımız yerden devam edelim...
Hazır, bir “alim” ile sohbet etme fırsatı bulmuşken, sordum kendisine;
“Efendim, bazı arkadaşlar bana, Fethullah Gülen’in; “Hz. İsa’nın babasının bizim peygamberimiz olduğunu yazdığını” söylemişlerdi... Olabilir mi böyle şey?”
-Yok canım! Öyle yazar mı hiç?
-Sahiden yazmış.
-Ben yazılı metni görmeden bir şey demem.
-Müsaade buyurun arkadaşı arayayım, internetten bana göndersin!
-Peki, biz çaylarımızı içerken, sen de bir yandan o işi yap!
Çok geçmeden metin elime geldi... Fakat metinde değişiklik yapılmış. “Değiştirilen” metni de gönderdi arkadaş.
-Efendim, işte Fethullah Gülen’in, “Meryem Sûresi”ni tefsir ettiği metin:
“Zira Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı. Bu itibarla da gözlerinin içine başka hayal girmemişti ve girmemeliydi de. Ona sadece kendisine helâl olan biri bakmalıydı. O da olsa olsa Efendimiz olabilirdi, zira O bir münasebetle Hz. Meryem’in kendisiyle nikâhlandığına işaret buyuruyordu. (6) Bu açıdan da “ruh”un Efendimiz’in ruhu olabileceği de ihtimal dâhilindedir. Ancak bu kat‘î değildir, sadece bir ihtimaldir. İhtimaller ise delillerle takviye edilecekleri ana kadar kat’iyet ifade etmezler.” (Fasıldan Fasıla 1, Nil Yayınları, 2. Baskı, s. 197)
-Hayret doğrusu! İnanılır gibi değil!
-Efendim, dördüncü baskıda değişiklik yapılmış... Yeni metin de şöyle:
“Çünkü Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı, bu itibarla da gözlerinin içine bir başka hayalin girmemesi gerekirdi. Ayrıca Efendimiz (sav) de bir makamda onun kendisiyle nikâhlandığına işaret etmektedir. Bu açıdan da “Ruh”, Efendimizin (sav) ruhu da olabilir. Fakat, bu kat’i değildir, bir ihtimaldir. İhtimaller ise delillerle takviye edilecekleri an’a kadar kat’iyet ifade etmezler.” (Fasıldan Fasıla 1, Nil Yayınları, 4. Baskı, s. 197, İzmir, 1995)
-Aman ne değişiklik, ne değişiklik! Sadece dipnotu atmışlar ve bir de “Olsa olsa…” kısmını. Ne demek istediği öylece duruyor.
-Efendim, o metinleri gönderen arkadaş anlattı... Bir kütüphaneden o kitabı istemiş. O sayfa yokmuş. Müritlerinden biri utanmış olacak ki, o yaprağı yırtıp atmış. Belki başka kütüphanelerden de orasını koparıp almışlardır... Fakat onun için açılmış bir sitede değiştirilmemiş ifadeleri aynen duruyormuş. Arkadaşım söyledi.
İsteyen şu adrese bakabilir:
http://tr.fgulen.com/content/view/1568/3/
Tabiî bizim bu yazı çıkınca onu da kaldırırlar. İstedikleri kadar kaldırsınlar, o sayfanın renkli çıkışı elimizde...
-İyi etmiş.
-Peki, efendim siz ne diyorsunuz buna?
-Ne diyeyim? Bu, hem Allah’a, hem Yüce Peygamberimiz aleyhisselâma, hem Hz. İsa’ya, hem de Hz. Meryem’e atılan insanlık dışı bir iftiradır! Böyle bir iftirayı müslümanım diyen biri atamaz. Çünkü Kur’ân’daki âyet son derece açık ve nettir.
Bakın ne diyor Mevlâ’mız:
“Meryem oğlu İsa Mesih, Allah’ın peygamberidir, Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir ve O’ndan bir ruhtur” (Nisâ, 4/171.)
Bu, cahillikten de öte bir şeydir. Çünkü hiçbir cahil bunu aklından dahi geçiremez. Bu adam hoca ha! Yazıklar olsun!
-Gülenciler toplantılarında bir koltuk veya sandalyeyi boş bırakıyorlarmış?

PEYGAMBER’E SANDALYE!

- Affedersiniz, az kalsın unutuyordum... Bir sorum daha olacak efendim...
Duydum ki, Gülen’in müritleri, toplantılarında bir “koltuk” veya “sandalye”yi “boş” bırakıyorlarmış.”
-Sebep neymiş?
-Peygamberimiz Efendimiz otursun diyeymiş!
-Eh artık sapkınlığın sonu yok! Dinî toplantılara, Allah’ın zikredildiği mekânlara melekler gelir. Bunu Peygamberimiz aleyhisselâm haber vermiştir. Ama hiçbir zaman “Ben gelirim!” dememiştir. Allah Resulü’ne bühtandır bu. Allah ıslah etsin! Ne yani, Peygamber Efendimiz’i kamyonet kasasına bindirdikleri, olimpiyatlara getirdikleri yetmedi de, şimdi sandalye ve koltuklara oturtmaya mı başladılar?.. Ne günlere kaldık!.. Affet bizi Allah’ım...
-Efendim, bu sohbetiniz için size çok teşekkür ediyorum.
-Estağfirullah. Hiç üzülme, Allah büyüktür. Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler.”

“HZ. İSA’NIN BABASI” HA!

“Allah dostu zat” ile sohbetimiz bitmişti... Ama ben, hâlâ “şok”tan kurtulamamıştım...
Şu hâle bakın;
“Meryem Sûresi”ni kafasına göre yorumlayan Fethullah Gülen, iyice “uçmuş” olmalı ki, ne dediğinin ya da söylediği sözün nereye gideceğinin farkında değil!..
Resmen çıldırmış olmalı ki;
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i, hâşâ “Hz. Meryem’in kocası” yaptığının ya da, “Hz. İsa’nın babası” yaptığının farkında değil!..
Bu nasıl bir “psikoloji”dir, bu nasıl bir “ruh hâli”dir, anlayan beri gelsin!..
Adam, Peygamber Efendimiz’i, resmen ve alenen “Hz. Meryem’in kocası, Hz. İsa’nın babası” yapıyor ve bu “sapkınlık” hâlâ “Hocaefendi”likle taltif ediliyorsa, diyecek hiçbir söz bulamıyorum.
En başta dedim ya;
Fethullah Gülen tarafından “Kur’an âyetleri” böylesine “tahrif” ediliyorsa; Gladstone gibilerin; “Kur’an-ı Kerim’i elimizden almalarına” hiç gerek var mı?..
Öyle ya;
“Fethullah Gülen, onların asırlık stratejilerini aynen uyguluyor!”

TERCÜME EDİN, DUYURUN!

Bu vesile ile; “Amerika’daki ve Avrupa’daki İngilizcesi çok iyi gençler”den bir ricada bulunacağım...
Fethullah Gülen’in, sûrenin yorumundaki şu kısmı, yani; “Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı. Bu itibarla da gözlerinin içine başka hayal girmemişti ve girmemeliydi de. Ona sadece kendisine helâl olan biri bakmalıydı. O da olsa olsa Efendimiz olabilirdi, zira O bir münasebetle Hz. Meryem’in kendisiyle nikâhlandığına işaret buyuruyordu” cümlesini tercüme edip, özellikle Amerikalılara, öncelikle de Pensilvanyalılara bunu duyurmalarını istiyorum.
Başlık olarak şunu koyun:
“Pensilvanya’daki Müslüman Dinî Lider İddia Ediyor!.. Hz. İsa’nın Babası Hz. Muhammed’dir!”
Hıristiyanlar, bu akıl almaz iftiraları okuyunca herhalde çılgına dönecekler ve ondan bunun hesabını soracaklardır.
O yüzden, bu tercümeyi yapıp bütün Hıristiyan âlemine duyurun!
Duyurun da, Fethullah Gülen’in gerçekte kim olduğunu dünya âlem öğrensin!
Yalnız oradaki “Efendimiz” ifadelerini “Hz. Muhammed” olarak çevirin ki, mesele rahat anlaşılsın.
Biz zaten anladık...
Onlar da anlasın!..


http://youtu.be/huurmOpiHvU

18 Aralık 2013 Çarşamba

KAVRAMLARIN MANASININ ÇOĞUNU DEĞİŞTİRİP BİLGİ KİRLİLİĞİ YAPTIKLARI GİBİ... CİHAD'IN MANASINI DEĞİŞTİRİP İÇİNİ BOŞALTTIKLARI GİBİ... DEVLET(OTARİTE) KAVRAMININDA İÇİ BOŞALTILMAKTADIR... DİKKAT EDİN EY MÜSLÜMANLAR....

KAVRAMLARIN MANASININ ÇOĞUNU DEĞİŞTİRİP BİLGİ KİRLİLİĞİ YAPTIKLARI GİBİ...
CİHAD'IN MANASINI DEĞİŞTİRİP İÇİNİ BOŞALTTIKLARI GİBİ...
DEVLET(OTARİTE) KAVRAMININDA İÇİ BOŞALTILMAKTADIR...
DİKKAT EDİN EY MÜSLÜMANLAR....
 Yüz Metrekarenin İçinde Kurulan İslam Devleti
nurettinyildiz nurettinyildiz·1.155 video
632 görüntüleme
Bu video için oylama devre dışı bırakıldı.Beğen Bu video için oylama devre dışı bırakıldı. Hakkında Paylaş Ekle İstatistikler Bildir
Yayınlanma tarihi: 12 Ara 2013
Tüm Yorumlar
Bu video için yorumlar devre dışı bırakıldı.
DİĞER VİDEOLARDA YORUMLAR SELBEST DE NEDEN BU DEVLETLE ALAKALI VİDEOLARDA DEVRE DIŞI BIRAKILIYOR ???
 BAK KARDEŞLERİM BU BATIL GÜÇLER ÖYLE SİNSİ Kİ BUNLARIN HOCASI ŞEYTANDIR.
ADEM (AS)IDA KANDIRMIŞTIR.ONUN İÇİN BUNUN TALEBELERİ BU GÜNÜMÜZDEKİ MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİ DE KANDIRARAK KİŞİNİN ZAYIF OLDUĞU KONULARDA O KİŞİYİ O ZAYIF OLDUĞU KAVRAMIN İÇİNİ BOŞALTTIRIYORLAR.(Hain olanlar hariç)
DİNLE ŞİMDİ,BU DİNİ BİZE ULAŞTIRAN SAHABE BU DİNİ BİZDEN DAHA İYİ KAVRADIKLARI MUHAKKAK ÇÜNKÜ DAHA HAYATTA İKEN CENNETLE MÜŞDELENMİŞLERDİR.
PEKİYİ BU SAHABELER PAZARTESİ ÖLEN PEYGAMBERİMİZİ NEDEN ÇARŞAMBA GÜNÜ TOPRAĞA DEFNEDİYOR.HALBUKİ BİR CENAZENİN EN KISA ZAMANDA TOPRAĞA DEFNEDİLMESİ GEREKTİĞİNİ BİLDİKLERİ HALDE.
NEDENMİ???
ÇÜNKÜ ONLAR İYİ BİLİYORLARDIKİ DEVLETİN YÖNETİMİ PEYGAMBERİN CENAZESİNDEN BİLE ÖNEMLİDİR.

http://www.youtube.com/watch?v=iFf2JkirdUA&feature=share&list=PLSYh0MO0XJE7qogO-9uPerLJyOrzV65Vl

İslam devleti şart mı Bir müslümanı ne kadar ilgilendirir

http://youtu.be/x66WSFKzunU

İslam devleti sokaklarda değil önce evlerde kurulur

http://youtu.be/oWXRR-EDrGM

245) Hilafeti, Dini Açıdan Nereye Oturtmalıyız? - Nureddin YILDIZ - www.fetvameclisi.c

http://youtu.be/u0lkufDWGXo

Demokrasi islami Olur Mu? Fetva Meclisi Nureddin Yildiz


İSLAM ŞERİATINDAN HARİÇ BÜTÜN BEŞER SİSTEMLERİNİ RED ETMEKLE EMROLUNDUK.
İSLAM DÜŞMANLARI,BU GİBİ ALİMLERİ KULLANARAK VAKIFLAR ARACILIĞI İLE EMELLERİNE ULAŞIYORLAR.
VE,VEYA,YAHUT GİBİ SÖZLERLE KÜÇÜCÜK TAVİZ VERİYORLAR AMA BÜYÜK YARALARA NEDEN OLUYORLAR ONUN FARKINA VARAMIYORLAR.

DEMOKRASİ KÜFÜR NİZAMIDIR ONU ALMAK, TATBİK ETMEK VE ONA DAVET ETMEK HARAMDIR

http://www.hicretonline.com/Makaleler/Demokrasi%20Kufur%20Nizamidir.htm
UNUTMAYIN SİSTEMLER BİR BÜTÜN HALİNDE SİSTEMDİR.
SİTELERDEKİ YANİ YUOTUBİDEKİ KONUŞMALARDA ZEHİR VAR İSE ONLARA YORUM DA YAPILAMIYOR.DİKKAT..!!!

http://youtu.be/tvMqe8jZmrw