20 Haziran 2015 Cumartesi

DİN DÜŞMANLARINDAN BAZILARI.

DİN DÜŞMANLARINDAN BAZILARI.
Nedir Bu Deizm? Kimdir Deist?
https://youtu.be/XeURgkVWHqQ
SAİDİ NURSİ VE ENİKLERİ
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/546486135372202/?type=3&theater
İSRAİL OĞULLARINDAN HARUN YAHYA
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/583479761672839/?type=3&theater
KURAN SABIKLIĞI..!!
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/614348788585936/?type=3&theater
ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜ MESELESİ (KAFİR AKİDESİ)
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/795894980431315/?type=3&theater
MÜSTEŞRİKLERİN YERLİLERİ...
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/803019636385516/?type=3&theater
KAFİRLER MAHALLESİNE GELDİNİZ DİKKAT.!
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/810181955669284/?type=3&theater
MEVLANA KİMDİR.? MÜSLÜMAN MI ? KAFİR Mİ ?
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/832545903432889/?type=3&theater
 İHSAN ELİAÇIK
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/868449683175844/?type=3&theater
Kuranı anlamam diyenlere..
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/937330069621138/?type=3&theater
İSLAM DÜŞMANLARI İLE SAVAŞMALIYIZ.
https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/937580212929457/?type=3&theater
*****************************************

26 Kasım 2014 Çarşamba

İSLAM DÜŞMANLARI (Müslüman kisvesine bürünmüş) VEYA DANGALAK (Alim olduğunu sanan) İSLAM ALİMİ...!!! BU ÜMMETİ BÖYLE PARCALADILAR

"Yanına kör bir kimse geldi diye (resul) yüzünü asıp çevirdi."[18]
Bu türden ayetler ve hadisler bir hükümde ve hükmün insanlara tebliğinde ictihat kabilinden şeyler değildir. Bu ayetler ancak, Resulün yapması evla/daha uygun ve öncelikli bir konuda Resule itab/uyarı türünden gelen ayetlerdir. Öyleyse Resulün insanlara belirli bir hükmü tebliğ ettiği, ardından da hükümdeki ve ictihadındaki hatasını gösteren bir ayetin indiği, sonra da Resulden hatasını düzelten doğru hükmü tebliğ etmesinin istendiği gibi bir durum söz konusu değildir. Oysa buradaki olayın aslı şudur:
Daha önce vahy ile kendisine inen Allah Subhenehû ve Teala’nın hükümlerinden bir hükmü tebliğ etmek amacıyla bir iş yapan Resulün, bu hükme göre yapması evla olana muhalif bir şekilde insanlara hükmü tebliğ etmesinden ve bu muhalefetinden dolayı itab edilmesinden ibarettir. Yoksa bu itab, yeni bir hükmün teşri edilmesi değildir. Hüküm zaten önceden teşri edilmiş ve Resul de onunla emrolunmuştu. Buna göre de Resul onu tebliğ ediyordu. Bu olaylar nedeniyle gelen bu ayetler, ancak Resulün Allah Subhenehû ve Teala’nın kendisine emrettiği bir emri yerine getirmek için çalışırken evla olanın tersine hareket etmesi nedeniyle Resul Sallallahu Aleyhi Vesellem'e gelen bir itabtır. Ayetler de, Resul Sallallahu Aleyhi Vesellem'in evla olanın tersine davranması ile ilgili olarak gelen itab ayetleridir. Yoksa ayetler ne daha önceden olmayan hükümleri teşri ediyor, ne herhangi bir ictihadı tashih ediyor/düzeltiyor, ne de Resulün yaptığı hatalı bir ictihadın hükmüne muhalif olan bir başka hükmü teşri kılıyordu.
Resullerin ve nebilerin aklen de Şer'an da evla olana aykırı bir fiili yapmaları caizdir. Çünkü evla olana aykırılık, mübah olan bir hüküm demektir. Ancak bazı amelleri bazısından daha evladır. Veya mendup hükmünü taşıyan bir olay olup bazı davranışları diğerinden daha evladır. Kişinin şehirde oturması da köyde oturması da mübahtır. Ancak şehirde oturmak yönetim ile ilgili işlere önem vermek ve yöneticileri muhasebe açısından köyde oturmaktan daha evladır. Sadakayı açık vermek de gizli olarak vermek de menduptur. Ancak gizli olarak vermek açıktan vermekten daha iyidir. Açıkça sadaka verilirse evla olana ters davranılmış olur. Resul Sallallahu Aleyhi Vesellem'in de evla olana aykırı bir davranışı yapması caizdir. Hatta Resulün masiyetler kapsamına girmeyen fiillerin hepsini yapması bile caizdir. Resul evla olana aykırı bir fiili yapmış Allahu Teâla'da onu itab etmiştir. Ayetleri inceleyen kimse, ayetlerin mantukunun, mefhumlarının ve delaletlerinin ancak bunu gösterdiğini görür.
http://islamdevleti.info/kita…/Islam_Sahsiyeti_Cilt_1/21.htm
https://www.facebook.com/video.php?v=769262933121759&set=vb.326046250776765&type=2&theater

19 Kasım 2014 Çarşamba

AHMETİ, NİHATI VE ONLAR GİBİ AKİDE DÜŞMANLARI..

 İYİ OKUYUN VE BU GÜNÜN MÜSLÜMANIM DİYENLERİ İLE KIYASLAYIN....
Medine ’deki yahudiler, münafıklar, kâfirler, müslümanların dûçar oldukları hezimeti, ölüm ve yaralanmayı fırsat bilerek, onların azmini kırıp, Muhammed Mustafa (AS.) ile birlikte gitmenin 
sonunda karşılaşacakları dehşetten korkutup, savaşın korkunç sahnelerini tasvir ederek, Kureyşliler ve müttefikleri müşriklerle birleşmenin âkibetini anlatmaya başladılar. Hezimet havası safları karıştırmak, kalbleri birbirine düşürmek, kuvvetli düşmanlara karşı savaşmakta ısrarın lüzumsuzluğuna, harpten çekilmenin güzelliğini, savaşı kazananlarla sulh yapmanın iyiliğini anlatmağa, şahsî acıları, ferdî elemleri isyana sevketmeye ve bütün bunlarla Müslüman cemaatının bünyesini yıkmağa, sonra İslâm akidesinin vücudunu yok etmeğe, en sonunda da galip görünen kuvvetlilere teslim olmağa çağırmak için gayet müsait bir hava idi!
O yüzden Allah; îman edenleri kâfirlere itaat etmekten nehyediyor. Allah’a küfredenlere itaatin âkibeti, acıklı bir hüsrandır, Bunda hiç bir kâr ve fayda yoktur. Böyle bir hareket, ökçelerin üstünden gerisin geri küfre dönmektir. Mü’min, ya küfür ehli kâfirlerle cihad edecek, bâtıl ve bâtıl yolunda olanlarla kavga ederek, yolunda yürür, yahut da — Neuzübillah — ökçesi üstünde gerisin geri küfre döner. Tabiî ki, her ikisinin arasında durup hem durumunu muhafaza etmek, hem dinini korumak muhaldir.
İnsan, belki böyle tahayyül edebilir. Yara ve berenin sızısı altında savaşın gerisinde sözde galip gelen kuvvetlilerle sulh yaparak, onlara itaat edip savaştan geri çekilebileceğini, bununla birlikte dinini, itikadını ve îmanı bünyesini koruyacağını tahayyül edebilir. Bu, doğrudan doğruya bir hayalden ibarettir. Bu sahada öne atılmayan bir kimse geriye kalmak mecburiyetindedir. Küfürle, şerle, dalâletle, bâtılla, putçulukla çarpışmayan kimse horlanıp zeîI olâcak mağlüp olup gerisin geri küffe şerre" dalâlete, batıla, putçuluğa mutlaka dönecektir! İtikadı ve imanı onu kafîrlere îtaataan onların sözünü dinlemekten, onlara güvenmekten alıkoymayan kimse, ilk andan itibaren — hakikatin — itikadından ve imanından sıyrılıverir. Bir itikad sahibinin itikadının düşmanlarına dayanması, onların vesveselerini dinleyip emirlerine itaat etmesi, rûhî hezimetten başka birşey değildir.
https://www.facebook.com/video.php?v=795894980431315&set=vb.100000324607185&type=3&theater 
https://www.facebook.com/video.php?v=810181955669284&set=vb.100000324607185&type=3&theater
Bu ilk başlangıçta bir hezimettir. En sonunda onu bu hezimetten, gerisin geri küfre dönmekten hiçbir şey alıkoyamaz. İsterse ilk adımlarında bu çirkin sonuca doğru yol aldığını hissetmesin... Mü’min itikadı, teslim olduğu kumanda mevzuunda, dininin ve kumandanının düşmanlarıyla meşveret edemez. Şayet onları bir kerecik olsun dinlerse, ökçeşi üstü küfre dönmenin yolunu tutmuş demektır.. Fıtri ve pratik bir hakikat... Allah, mü’minlere bu hakikati tenbih ediyor. Allah, onlara îman adına sesleniyor...
149■Ey iman edenler, küfredenlere itaat ederseniz, ökçelerinizin üstünden sizi geriye çevirirler de hüsrana uğrayanlardan olursunuz.»
Ökçesi üstü îmandan küfre dönme ziyanından daha büyük hasar olur mu? îman ziyanından sonra, ne kazanç olabilir?...
Şayet küfredenlere, itaatte meyletmeye sevkeden âmil, onların himayesini temenni edip, yanlarından nusret dilemekse, işte bunlar işte onlar... Âyet o safhayı da açıklıyor, nusret ve himayenin hakikatini onlara hatırlatıyor.
«Halbuki Mevlanız Allah’tır. Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.»
İşte mü’minin, yanından zafer dileyeceği, himayesini taleb edeceği yön burasıdır... Sahibi Allah olan kimsenin, Allah'ın yaratıklar mdan sahip aramaya ne ihtiyacı vardır? Yardımcısı Allah olan kimse, kulların yardımına hiç muhtaç olur mu?
Sonra âyet-i kerime, devam edip Müslümanların kalbini sebat ettirmeye, düşmanlarının kalbini Allah’a şirk koşmaları, Allah'ın indirdikleriyle hükmetmemeleri, O’nun hikmet ve kudretine boyun eğmemeleri yüzünden korkuyla doldurduğunu müjdeleyerek devam ediyor. Bu korku ise âhirette zalimler için hazırlanan azaptan daha beterdir.
■Hakkında hiç bir delil indirmediği şeyi Allah’a eş tanıdıklarından dolayı küfredenlerin kalblerine korku salacağız. Onların varacağı yer ateştir. Ne de kötüdür o zalimlerin varacağı yer.»
Bu vaad, celîl, kadir ve kahhâr olan Allah’tandır. Küfredenlerin kalbine doldurduğu korku ile savaşın sonucunu tekeffül etmekte, Allah düşmanlarının hezimete uğrayacağını, hak dostlarının da muzaffer olacağını garanti etmektedir.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

SİSTEMİN ALİMLERİ !!! CİHAD KAVRAMI

BU ALİMDE DEĞİL SİSTEMİN PİYASAYA ÇIKARTTIĞI KİTAPLARDA KAVRAMLARIN MANASINI DEĞİŞTİREREK BASMIŞLARDIR.
CİHAD GİBİ KAVRAMLARIN MANASINI DEĞİŞTİRİYORLAR Kİ DEVLET GÜNDEME GELMESİN.
HALBUKİ DEVLET(OTARİTE)BİR SİSTEMİN OLMAZSA OLMAZLARINDANDIR.
BU GÜN MÜSLÜMANLARIN BAŞINDA BİR DEVLET(OTARİTE)OLMUŞ OLSAYDI BU KAFİRLER BİR MÜSLÜMANA TİSKE DAHİ VURAMAZLARDI....
KAFİRLER BUNU BİLDİKLERİNDEN KAVRAMLARIN MANASINI DEĞİŞTİRİP AKIMI YÖNLENDİRİYORLAR.
BU ALİMİN ANLATMIŞ OLDUĞU CİHAD TANIMI MÜSTEŞRİKLERİN İSTEMİŞ OLDUĞU TARİFDİR.
3- CİHAD
Cihad; doğrudan ya da mal, görüş veya kalabalıkları çoğaltmak ile yardım ederek Allah Subhenehû ve Teala yolunda savaşta azami gayret sarf etmektir. Zira Allah’ın Kelimesinin/dininin yüceltilmesi için savaşmak cihaddır.

Allah yolunda görüş ile cihada gelince; eğer o görüş Allah yolunda savaş ile doğrudan alakalı ise, o cihaddır. Doğrudan alakalı değilse, onda meşakkat olsa da, Allah’ın Kelimesinin yüceltilmesi için bir takım yararlar olsa da o, Şer’iata göre cihad değildir. Çünkü cihad, Şer’iata göre kıtala/savaşa hastır ve savaş ile doğrudan alakalı her şey cihada dâhil olur. Mesela; savaşa başlaması için orduya tahrik edici, coşturucu hitapta bulunmak, düşmanlarla savaşa teşvik edici makale yazmak gibi doğrudan savaşla alakalı ise yazılı ve sözlü görüş cihaddır, aksi halde cihad değildir. Buna binaen, siyasi mücadeleye, zalim Müslüman yöneticilerle çatışmaya, her ne kadar büyük sevabı olsa da ve Müslümanlara çok büyük yararları olsa da, cihad ismi verilmez. Zira mesele meşakkat ve fayda meselesi değildir. Mesele sadece bu kelimenin içinde geçtiği Şer’î manadır. Şer’î mana ise kıtaldır ve onunla alakalı görüş, konuşma, yazma, tuzak ve hile planlama v.b. her husustur.

Cihadın sebebi cizye değildir. Her ne kadar biz cizye kabul edildiğinde cihadı durdursak da sebep cizye değildir. Cihadın sebebi sadece, kendileri ile savaştığımız kimselerin davetin kabulünü reddeden kâfirler olmasıdır.

Zira Allah’u Teâlâ şöyle dedi:

قَاتِلُوا الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنْ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ “Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve Ahiret Gününe inanmayan, Allah ve Rasulü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek güçlerinin yettiğince cizye verinceye kadar savaşın.”[1]

Dolayısıyla onlarla savaşmanın emredilmesi küfür vasfından dolayıdır. Yani Allah’a ve Ahiret Gününe inanmadıkları, Allah’ın haram kıldığını haram saymadıkları ve hak dini din edinmedikleri için onlarla savaşın demektir. O zaman bu sebep olmaktadır. Dolayısıyla savaşın sebebi, küfür olmaktadır.

Başka bir ayette ise şöyle geçmektedir:

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قَاتِلُوا الَّذِينَ يَلُونَكُمْ مِنْ الْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا فِيكُمْ غِلْظَةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ “Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar sizde sertlik bulsunlar. Bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir.”[2]

Bu ayette de onlarla küfür vasfından dolayı savaşmayı emretti. Bunun gibi birçok ayet vardır. Bunlardan bazıları;

فَقَاتِلُوا أَوْلِيَاءَ الشَّيْطَانِ “O halde şeytanın dostları ile savaşın.”[3] فَقَاتِلُوا أَئِمَّةَ الْكُفْرِ “Küfrün önderlerine karşı savaşın.”[4] وَقَاتِلُوا الْمُشْرِكِينَ كَافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَافَّةً “Müşrikler nasıl sizinle topyekun savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekun savaşın.”[5]

Bu ayetlerin hepsinde de Allah Subhenehû ve Teala belirli bir vasıftan dolayı savaşı emretti. O vasıf ise savaşın sebebi olan küfür vasfıdır.

Cizye verilmesine gelince; Kur’an onu, “küçülmüşler olmak” vasfıyla birlikte savaşın durmasının sebebi kıldı, savaşın sebebi değil. Buradan açığa çıkıyor ki, cihadın sebebi küfürdür. Dolayısıyla kendileriyle savaştığımız kimseler, daveti kabul ettiklerinde Müslümanlar olurlar. İslâm’ı benimsemeyi reddedip cizye vermeyi ve İslâm ile yönetilmelerini kabul ettiklerinde, bu onlardan kabul edilir ve onlarla savaşmaktan geri durulur. Çünkü onların İslâm’ı benimsemeye zorlanmaları caiz olmaz. Mademki İslâm ile yönetimi ve cizye vermeyi kabul ediyorlar, İslâm’ı benimsemeseler de davete boyun bükmüşlerdir. Onun için İslâm ile yönetimi ve cizye vermeyi kabul etmelerinden sonra onlarla savaşmak caiz olmaz.

Onlar cizye vermeyi kabul edip İslâm ile yönetilmelerini kabul etmezlerse, bunu onlardan kabul etmesi halifeye caiz olmaz. Çünkü savaşın sebebi olan, onların daveti kabul etmeyi reddeden kâfirler oluşları halen devam etmektedir. Dolayısıyla onlarla savaşmak farz olarak kalmakta, onun farziyeti Müslümanlardan düşmemektedir.

İç ve dış durumların kendisi için elverişli olmayışından dolayı, halifenin içlerinde kâfirlerden cizyeyi kabul edip küfür nizamı ile yönetilmelerine bir şey demediği zorunlu anlaşmalara gelince; bu zaruret hallerinde Şer’iatın kendisine ruhsat verdiği zorunluluk halidir. Dolayısıyla bu anlaşmalara kıyas yapılmaz.

Buna binaen, cihadın sebebi; kendileriyle savaştığımız kimselerin daveti reddeden kâfirler oluşlarıdır. Cihad için bundan başka herhangi bir sebep yoktur.

Ayrıca, “küçülmüşler olmakla” birlikte cizyenin savaşın durdurulması için sebep olması sadece Arap müşriklerden olmayanlar ile ilgilidir. Arap müşriklerden ise sadece İslâm’a girmeleri kabul edilir ya da öldürülürler.

Bu da Allah’u Teâlâ’nın şu sözünden dolayıdır:

تُقَاتِلُونَهُمْ أَوْيُسْلِمُونَ “Onlarla savaşacaksınız yada Müslüman olacaklar.”[6]



Cihad Kur’an ve Hadis nâssı ile farz kılındı.

Allah’u Teâlâ şöyle dedi:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ “Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.”[7] قَاتِلُوا الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنْ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ “Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve Ahiret Gününe inanmayan, Allah ve Rasulü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, güçlerinin yettiğince küçülerek cizye verinceye kadar savaşın.”[8] كُتِبَ عَلَيْكُمْ الْقِتَالُ “Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.”[9] إِلا تَنفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا “Eğer (gerektiğinde savaşa) çıkmazsanız, Allah sizi pek elem verici bir azap ile cezalandırır.”[10] يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قَاتِلُوا الَّذِينَ يَلُونَكُمْ مِنْ الْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا فِيكُمْ غِلْظَة “Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar sizde sertlik bulsunlar.”[11]

- Enes’ten Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in şöyle dediği rivayet edildi: جَاهِدُوا الْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ وَأَلْسِنَتِكُمْ “Müşriklerle mallarınızla, ellerinizle ve dillerinizle savaşın.”[12]

- Yine Enes’ten Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in şöyle dediği rivayet edildi: لَغَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا “Şüphesiz ki Allah yolunda gidiş ve geliş dünya ve içindekilerden hayırlıdır.”[13]

- Yine rivayet edildi ki, Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem şöyle dedi: أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ “Lâ ilahe illallah diyesiye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum.”[14]

- İmam Ahmed ve Ebu Davud, Enes’ten Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in şöyle dediğini rivayet ettiler: اللَّهُ إِلَى أَنْ يُقَاتِلَ آخِرُ أُمَّتِي الدَّجَّالَ لا يُبْطِلُهُ جَوْرُ جَائِرٍ وَلا عَدْلُ عَادِلٍ الجهاد ماض منذ بعثني “...Cihad, Allah beni gönderdiği günden, ümmetimin sonuncusu deccal ile savaşasıya kadar yürürlüktedir. Zalimin zulmü ve âdilin adaleti bunu geçersiz kılmaz.”[15]

- Zeyd b. Halid’den Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in şöyle dediği rivayet edildi: مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا وَمَنْ خَلَفَهُ فِي أَهْلِهِ بِخَيْرٍ فَقَدْ غَزَا “Kim Allah yolunda bir gaziyi/askerî sefere çıkanı donatırsa, sefere çıkmış olur. Kim de o gazinin ehline iyilikle bakarsa, sefere çıkmış olur.”[16]

- Atâ b. Yezid el-Leysî’den Ebu Said el-Hudri RadıyAllah’u Anh’un şöyle dediği rivayet edildi: “Rasulullah’a hangi insan daha fazla faziletlidir, diye sorulduğunda Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem şöyle dedi:

مُؤْمِنٌ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ “Allah yolunda canı ve malı ile cihad eden mü’min.”[17]

- Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem şöyle dedi: مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَغْزُ وَلَمْ يُحَدِّثْ نَفْسَهُ بِالْغَزْوِ مَاتَ عَلَى شُعْبَةٍ مِنْ نِفَاقٍ “Kim Allah yolunda savaş için sefere çıkmaz ve içinden Allah yolunda sefere çıkmayı istemez olduğu halde ölürse, nifaktan bir bölüm üzerine ölmüş olur.”[18]

- İbn Ebu Ufâ’dan Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in şöyle dediği rivayet edildi: وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلالِ السُّيُوفِ “Biliniz ki, Cennet kılıçların gölgesi altındadır.”[19]

- Ebu Hureyre’den şöyle dediği rivayet edildi: “Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem’in ashabından bir adam, içinde bir tatlı su pınarı olan bir dağ yolundan giderken, onun lezzeti hoşuna gitti ve kendi kendisine şöyle dedi: “İnsanları terk edip buraya yerleşsem?! Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem’den izin almadan bunu asla yapamayacağım.” Sonra bunu Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem’e zikretti. Bunun üzerine Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem şöyle dedi: لا تَفْعَلْ فَإِنَّ مُقَامَ أَحَدِكُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَفْضَلُ مِنْ صَلاتِهِ فِي بَيْتِهِ سَبْعِينَ عَامًا “Yapma! Zira birinizin Allah yolundaki makamı, evinde yetmiş yıl namaz kılmasından daha hayırlıdır.”[20]

Cihad; başlatmak bakımından farzı kifayedir. Düşmanın kendilerine saldırdığı kimselere farzı ayındır, başkalarına farzı kifayedir. Düşman saldırdığı yerden atılasıya ve İslâm toprağı onun pisliğinden temizlenesiye kadar farz düşmez.

Cihadın başlatmak bakımından farzı kifaye oluşunun anlamı, düşman başlamasa da bizim düşmanla savaşa ilk başlayan olmamızdır. Herhangi bir zamanda Müslümanlardan ilk başlayan olarak savaşan kimse olmazsa, onun terk edilmesinden dolayı bütün Müslümanlar günahkâr olur. Mesela; ilk başlayan şeklinde savaşı Mısır halkı yaparsa Endonezya halkından farz düşer. Zira harbî/harb halindeki kâfirlere karşı Müslümanlardan savaş fiilen var olmuştur, dolayısıyla cihad farzı hâsıl olmuştur. Fakat tek başına Mısır halkının kâfirlerle savaşmaya yeterliliği oluşmadan Müslümanlarla kâfirler arasında savaş çıktığında, Hindistan ve Endonezya halkı üzerinden, Mısır ve Irak halkının savaşması ile farz düşmez. Bilakis yeterlilik olasıya kadar düşmana yakınlık nispetine göre her bölgeye savaşmak farz olur. Bütün Müslümanlar katılmadıkça yeterlilik oluşmadığında cihad, düşman kahrolasıya kadar bütün Müslümanlara farz olur.

Cihadın farzı kifaye oluşu, halife cihada çağırmadığı zaman söz konusudur. Halifenin cihada çağırdığı kişiye cihad farz olur.

Çünkü Allah’u Teâlâ şöyle demiştir:

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمْ انفِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الأرْضِ “Ey iman edenler! Size ne oldu ki; Allah yolunda savaşa çıkın, denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz.”[21]

Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem de şöyle dedi:

وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا “Allah yolunda savaşa çağrıldığınız zaman, savaşa çıkın.”[22]

İslâm Devleti’nde cihada yeterli olmanın manası, savaşlarında yeterli olan bir topluluğun cihada kalkışmasıdır. Bu topluluk ya bu uğurda divanları olan bir ordu olur, Ömer zamanında olduğu gibi. Ya da kendilerini gönüllü olarak cihada hazırlamış olurlar, Ebu Bekir zamanındaki halde olduğu gibi. İster onlar, ister şunlar, ister hepsi olsun, düşman kendilerine yöneldiğinde kendilerinde dayanma gücü hasıl olduğunda, savaş onlara farzı kifaye olur. Onlarda direnç hasıl olmazsa, halife onlardan başkalarını cihada hazırlar.

Cihadın ilk başlayan olmasının manası, hemen doğrudan düşmana savaşı başlatmamız demek değildir. Bilakis düşmanı önce İslâm’a davet etmek zorunludur. Müslümanlara, İslâm davetinin kendilerine tebliğ edilmediği kimseler ile savaşmaları helal olmaz. Bilakis kâfirlerin İslâm’a davet edilmeleri kaçınılmazdır. Eğer reddederlerse cizye ödemeleri istenir. Onu reddederlerse onlarla savaşılır.

Nitekim Müslim, Süleyman b. Büreyre’den o da babasından şöyle dediğini rivayet etti: “Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem bir ordu ya da seriyyeye bir komutan tayin ettiğinde ona özelliği hakkında Allah’a karşı takvalı olmasını ve Müslümanlardan beraberinde olanlarla hayırla muamele etmesini tavsiye edip şöyle dedi: اغْزُوا بِاسْمِ اللَّهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَاتِلُوا مَنْ كَفَرَ بِاللَّهِ اغْزُوا وَلا تَغُلُّوا وَلا تَغْدِرُوا ولا تَمْثُلُوا وَلا تَقْتُلُوا وَلِيدًا وَإِذَا لَقِيتَ عَدُوَّكَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ فَادْعُهُمْ إِلَى ثَلاثِ خِصَالٍ أَوْ خِلالٍ فَأَيَّتُهُنَّ مَا أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإسْلامِ فَإِنْ أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ فَإِنْ أَبَوْا أَنْ يَتَحَوَّلُوا مِنْهَا فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ يَكُونُونَ كَأَعْرَابِ الْمُسْلِمِينَ يَجْرِي عَلَيْهِمْ حُكْمُ اللَّهِ الَّذِي يَجْرِي عَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَلا يَكُونُ لَهُمْ فِي الْغَنِيمَةِ وَالْفَيْءِ شَيْءٌ إِلا أَنْ يُجَاهِدُوا مَعَ الْمُسْلِمِينَ هُمْ أَبَوْا فَسَلْهُمُ الْجِزْيَةَ فَإِنْ هُمْ أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ فَإِنْ هُمْ أَبَوْا فَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَقَاتِلْهُمْ “Allah yolunda, Allah’ın ismi ile savaş için sefere çık. Allah’ı inkâr edenle savaşın, savaş için sefere çıkın, aşırıya kaçmayın, hainlik yapmayın, cezalandırmada aşırıya kaçmayın, çocukları öldürmeyin. Müşriklerden düşmanla karşılaştığında onları üç haslete ‘ya da talebe” davet et. Onlardan hangisine icabet ederse, onu onlardan kabul edip elini onlardan çek. Onları İslâm’a davet et, buna icabet ederlerse, onlardan kabul et ve elini onlardan çek. Sonra onları ülkelerinden muhacirlerin ülkesine göç etmelerine davet et. Onlara bildir ki; eğer onlar bunu yaparlarsa, muhacirlerin hak ve sorumlulukları onlara da olacaktır. Ülkelerinden göç etmeyi kabul etmezlerse onlara bildir ki, onlar Müslüman bedevi gibi olurlar, mü’minler üzerinde uygulanan Allah’ın hükmü onlara uygulanmaz. Müslümanlar ile birlikte savaşmadıkları sürece ganimet ve feyden onlara bir şey verilmez. Eğer onlar Müslüman olmayı kabul etmezlerse onlardan cizye talep et. Buna icabet ederlerse, onlardan onu kabul et ve onlardan ellerini çek. Eğer onlar bunu kabul etmezlerse onlara karşı Allah’tan yardım dileyip onlarla savaş.”[23]

- İbni Abbas’tan şöyle dediği rivayet edildi: “Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem İslâm’a davet etmedikçe hiçbir topluluk ile asla savaşmazdı.”[24]

- Ferve b. Müseyk’ten şöyle dediği rivayet edildi: “Rasulullah’a gelip dedim ki; ‘Ya Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem kavmimden kabul edenlerle birlikte sırt dönenlerle savaşayım mı?” Onlarla savaşmama izin verdi ve beni emir yaptı. Onun yanından ayrıldığımda ‘Gutayfi’li ne yaptı’ diye beni sormuş. Kendisine benim yola çıktığım bildirilmiş. Hemen benim ardımdan birisini gönderip beni geri döndürdü. Ona vardığımda o, ashabından bir gurubun içinde idi. Dedi ki; ادع القوم فمن أسلم أسلم منهم فأقبل منه “O kavmi (İslam’a) davet et. Onlardan İslam’ı kabul edenin Müslümanlığını kabul et...”[25]

[1] Tevbe: 29
[2] Tevbe: 123
[3] Nisa: 76
[4] Tevbe: 12
[5] Tevbe: 36
[6] Feth: 16
[7] Enfal: 39
[8] Tevbe: 29
[9] Bakara: 216
[10] Tevbe: 39
[11] Tevbe: 123
[12] Nesei, K. Cihâd, 3045
[13] Buhari, K. Cihâd ve’s Seyr, 2583
[14] Nesei, K. Cihâd, 3042
[15] Ebu Davud, k. Cihâd, 2170
[16] Ebu Davud, K. Cihâd, 2148
[17] Buhari, Cihâd ve’s Seyr, 2578
[18] Buhari, K. Cihâd, 2141
[19] Buhari, Ki Cihâd ve’s Seyr, 2607
[20] Tirmizi, K. Fedâil, 1574
[21] Tevbe: 38
[22] Buhari, K. Cihâd ve’s Seyr, 2575
[23] Müslim, K. Cihâd ve’s Seyr, 3261
[24] Ahmed b. Hanbel
[25] Tirmizi
http://islamdevleti.info/kitaplar/Islam_Sahsiyeti_Cilt_2/19.htm

http://youtu.be/XOmGdtQHfGs
http://youtu.be/w0Ij82_qXuU
http://youtu.be/Wts2mfIx4NE
http://youtu.be/J4L9RjQpjzw
HİÇ BİR İDEOLOJİ BAŞKA BİR İDEOLOJİNİN YERİNİ ALMASINI İSTEMEZ,(Bu bir kaidedir.)
PEKİ T.C.DEVLETİNİN İDEOLOJİSİ İSLAM İDEOLOJİSİNİN ZITTI OLDUĞUNA GÖRE...
NEDEN BU ALİMLERE SESLENMİYOR DERSİNİZ.???

***************
ALLAHIN İSTEMİŞ OLDUĞU CİHAD

15 Temmuz 2014 Salı

Edip Yüksel Hadis,Fıkıh,Sünnet Şeytanî Öğretilerdir

SÜNNET; KUR’AN GİBİ TEFEKKÜR, SİYASET VE TEŞRİ İÇİN KAYNAKTIR
http://islamdevleti.info/kitaplar/Sunnet/index.htm
SÜNNET - VAHY İLİŞKİSİ VE PEYGAMBERLİĞİN VAKIASI
http://islamdevleti.info/kitaplar/Sunnet_Vahy_iliskisi/index.htm

Edip Yüksel Hadis,Fıkıh,Sünnet Şeytanî Öğretilerdir

https://www.youtube.com/watch?v=t8F6YmI0Xn0

4 Haziran 2014 Çarşamba

ÇOĞU AYNI...İTİKAT BOZUK- MÜŞRİK NEDİR.? MÜSLÜMAN NEDİR .? BİLMİYOR BU İNSANLARIN ÇOĞU VEDE KAYNAĞINDAN ÖĞRENMEK İSTEMİYORLAR. BEN MÜSLÜMAN OLDUĞUMU İDDİA EDİYORSAM O ZAMAN KURAN VE SÜNNETİN TARİF ETMİŞ OLDUĞU TARİFE UYMAM GEREKİR. YOKSA HER NE KADARDA MÜSLÜMAN OLDUĞUMU İDDİA EDİYORSAMDA YANLIŞTIR. BUNU BİLİNÇLİ YAPIYORSAM HAİNİMDİR. YOK BİLİNÇSİZ YAPIYORSAM CAHİLİMDİR AKİDEDE CAHİLLİK MAZERET DEĞİL AMALDE MAZERET OLUR BUNUDA UNUTMA. ÖNÇELİKLE SENİN MÜSLÜMANLIK İDDİAN AKİDENİN İÇERİSİNE GİRER. KURAN VE SÜNNETİN TARİFİ;FATİHA,İHLAS VE ZUHRUF-82 DE ANLATILDIĞI GİBİ ALGILAMAMIZ LAZIM YOKSA HER NE KADARDA KİŞİ MÜSLÜMAN OLDUĞUNU İDDİA EDİYORSA BOŞ BİR İDDİADAN İLERİ GİTMEZ. EN ÖNEMLİ MESELEDE BU ZATEN. KAFİR,MÜŞRİK VE MÜNAFIK LARDA BU KAİDEYE UYMADILAR ONUN İÇİN EBEDİ CEHENNEMLİK. YAHUDİLER UZEYR ALLAH’IN OĞLU DEDİLER KAFİR OLDULAR HIRİSTİYANLARDA İSA ALLAH’IN OĞLU DEDİLER KAFİR OLDULAR PEKİ SEN YUKARIDAKİ KAİDEYE UYMAZSAN HER NE KADARDA MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLESEN YİNEDE KAFİR OLURSUN.MÜŞRİK VEYA MÜNAFIK OLUR EBEDİ CEHENNEME GİDERSİN. YANİ ALLAH HİÇ KİMSEYE TORPİL GEÇMİYOR.KOYDUĞU KAİDE VE İNSANLIK İMTİHANI.

İTİKAT BOZUK
ÇOĞU AYNI...

MÜŞRİK NEDİR.?

MÜSLÜMAN NEDİR .?

BİLMİYOR BU İNSANLARIN ÇOĞU VEDE KAYNAĞINDAN ÖĞRENMEK İSTEMİYORLAR.

BEN MÜSLÜMAN OLDUĞUMU İDDİA EDİYORSAM O ZAMAN KURAN VE SÜNNETİN TARİF ETMİŞ OLDUĞU TARİFE UYMAM GEREKİR.

YOKSA HER NE KADARDA MÜSLÜMAN OLDUĞUMU İDDİA EDİYORSAMDA YANLIŞTIR.

BUNU BİLİNÇLİ YAPIYORSAM HAİNİMDİR.

YOK BİLİNÇSİZ YAPIYORSAM CAHİLİMDİR

AKİDEDE CAHİLLİK MAZERET DEĞİL AMALDE MAZERET OLUR BUNUDA UNUTMA.

ÖNÇELİKLE SENİN MÜSLÜMANLIK İDDİAN AKİDENİN İÇERİSİNE GİRER.

KURAN VE SÜNNETİN TARİFİ;FATİHA,İHLAS VE ZUHRUF-82 DE ANLATILDIĞI GİBİ ALGILAMAMIZ LAZIM YOKSA HER NE KADARDA KİŞİ MÜSLÜMAN OLDUĞUNU İDDİA EDİYORSA BOŞ BİR İDDİADAN İLERİ GİTMEZ.

EN ÖNEMLİ MESELEDE BU ZATEN.

KAFİR,MÜŞRİK VE MÜNAFIK LARDA BU KAİDEYE UYMADILAR ONUN İÇİN EBEDİ CEHENNEMLİK.

YAHUDİLER UZEYR ALLAH’IN OĞLU DEDİLER KAFİR OLDULAR

HIRİSTİYANLARDA İSA ALLAH’IN OĞLU DEDİLER KAFİR OLDULAR

PEKİ SEN YUKARIDAKİ KAİDEYE UYMAZSAN HER NE KADARDA MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLESEN YİNEDE KAFİR OLURSUN.MÜŞRİK VEYA MÜNAFIK OLUR EBEDİ CEHENNEME GİDERSİN.



YANİ ALLAH HİÇ KİMSEYE TORPİL GEÇMİYOR.KOYDUĞU KAİDE VE İNSANLIK İMTİHANI.
--------------------------------------
BU KAFİRLERİN ALLAH İNANCINDAN BİR TANESİNİN HİKAYESİ VE ANLATANA BAK


Bu millet dini kimden öğreniyor bir bakın !

Bizler ilim öğrenmedikçe davet etmedikçe, 'Hulul' ve 'Vahdet-i vucud' inancı bitmez.

Davanıza sahip çıkın !

NİHAT HATİP OĞLU ANLATIYOR.

https://www.facebook.com/photo.php?v=889974697693089
--------------------------------------------------------
Bu adam doğru söylüyor.(Kendi itikatına göre)
Bu akide kafir akidesidir.
Böylece harbi kafir katagorisine giriyor.
Aynı akideyi savunupta müslüman alim kılığında dolaşan bukalemunları ne yapacaksın.
Onun için ben müslümanım iddiasında bulunan herkesin kuran ve sünneti okuması lazım.Müslümanlığın ALLAH tarifini en azından öğrenip şirkten kurtulması lazım.
https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-xpa1/v/t34.0-12/10723095_396204677197805_220804150_n.jpg?oh=569eb03fa35b030b446fbbb4e80b7479&oe=542F9527&__gda__=1412413496_f226f4c3a75a8f56d3a39f04bdc52edd
https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-xpa1/v/t34.0-12/p75x225/10396528_326916117459995_185597490_n.jpg?oh=12e3a0fece9aaf166fc63bf0be5e73c6&oe=542FDBA0&__gda__=1412403544_febf05e513a9b9227388e7919a0915bd
https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-xpf1/v/t34.0-12/p75x225/10708277_395514283933511_1819166663_n.jpg?oh=e62c74c2b651534949c89a6f79e0bbe3&oe=542F6BC6&__gda__=1412420409_99c6db8aca0ebba3fd99c9818fd8a6f5

15 Mayıs 2014 Perşembe

Selefi Lider, `Sisi`yi Destekleyerek Allah`a Kulluk Ediyoruz!`

Selefi Lider, `Sisi`yi Destekleyerek Allah`a Kulluk Ediyoruz!`
Selefi Lider, `Sisi`yi Destekleyerek Allah`a Kulluk Ediyoruz!`
Selefi Lider, `Sisi`yi Destekleyerek Allah`a Kulluk Ediyoruz!` Mısır`da Selefi Davet Hareketi Başkan Yardımcısı Yasir Burhami, cumhurbaşkanlığı seçiminde Darbe mimarı eski savunma bakanı Abdulfettah es-Sisi`yi desteklemeleri kararına ilişkin, “Bu tercihimizle Allah`a...
12 Mayıs 2014 23:41
Font1Font2Font3Font4
Bu Haber 3.064 kez Okundu
 
Islah Haber "Haber var ıslah eder, haber var ifsat eder"
Selefi Lider, `Sisi`yi Destekleyerek Allah`a Kulluk Ediyoruz!`
Mısır`da Selefi Davet Hareketi Başkan Yardımcısı Yasir Burhami, cumhurbaşkanlığı seçiminde Darbe mimarı eski savunma bakanı Abdulfettah es-Sisi`yi desteklemeleri kararına ilişkin, “Bu tercihimizle Allah`a kulluk etmiş oluyoruz” dedi.
Burhami, Hareket`in siyasi kanadı Nur Partisi`nin sosyal paylaşım sitesinde yer alan konuşmasında, yaptıkları seçimin (Sisi`yi destekleme kararı) en ideal olmadığını ancak mevcut şartlar açısından en uygun seçenek olduğunu savundu.
Bu tercihleriyle “Allah`a kulluk ettiklerini” ifade eden Burhami, her kesimin, “haklarının daha iyi korunması için” Sisi`yi destelemesi gerektiğini dile getirdi.
Parti mensuplarının seçimde aktif olarak çalışmalarını isteyen Burhami, yaptıkları tercihe “alternatif” diye gösterilenlerin, “daha fazla kan, bölünme ve ümmetin parçlanması” anlamına geldiğini ileri sürdü.
Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi`nin görevden uzaklaştırılması sürecinde darbe yönetiminin yanında yer alan Selefi Davet Hareketi`nin, bu yönde alınan kararlarına, siyasi olmaktan çok dini nedenler bularak, bağlılarını etkilemeye çalışması dikkati çekiyor.
Hareket ve siyasi kanadı Nur Partisi, 26-27 Mayıs`ta yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçiminde eski Savunma Bakanı Sisi`yi destekleme kararı aldıklarını açıklamıştı.
Mursi`ye karşı yürütülen kampanyalarda muhalefet kanadında yer alan Hareket`in siyasi kanadı Nur Partisi Başkanı Yunus Mahyun, 3 Temmuz 2013`te, yönetime el koyduğunu televizyondan açıklayan Sisi`nin arkasında yer alarak, darbe yönetimine desteğini ilan etmişti. (AA)


UYARI DIKKAT: 
Herhangi bir unsurun (haberin/resmin/görüntünün) diğer bir internet sitesinde yayınlaması ANCAK Kaynak: islahhaber.net yazısı verilerek mümkündür. 
Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. "Hakaret, tekfir, aşağılayıcı, yalan, iftira, reklam veya reklamsız herhangi bir linke izin verilmemektedir. Her yorumun onaylanması zorunluluğu bulunmamaklatadır. Haber ve köşe yazıları hakkında yorum yapmadan önce, Topluluk Kuralları'nı okumanızı tavsiye ederiz.

Selefi Lider, `Sisi`yi Destekleyerek Allah`a Kulluk Ediyoruz!` Yazısına 10 Yorum Yapıldı

----------------------------------------------------------------------------------------------------
BU GÜN GÜNÜMÜZDE MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLEYEN KİŞİLERİN AKİDELERİ VE İTİKATLARI AŞAĞIDAKİ AYETLERE TERS OLDUĞUNDAN MÜŞRİKTİRLER.
11 — Yoksa onların yeryüzünde edindikleri tanrılar mı ölüleri diriltecekler?
22 — Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı
bunların ikisi de muhakkak ki bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah
onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.
23— O, yaptığından mesul olmaz, fakat onlar sorumlu tutulacaklardır.
---------------------------------------------------------------------------
"Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendirdiklerinden münezzehtir."
Onlar Allah'ın ortakları olduğunu ileri sürüyorlardı. Halbuki
"Arşın Rabbi olan" Allah bütün kâinata hâkim olarak söylediklerinin hepsinden münezzehtir.
-------------------------------------------------------------------------
Buradaki arş yüceliğin, hâkimiyetin ve mülkün sembolüdür.
-----------------------------------------------------------------
Allah onların söylediklerinin hepsinden münezzeh olup kâinata koyduğu nizamiyle mevcudiyetini aşikâr olarak
göstermiştir.:
"O, yaptığından mesul olmaz. Fakat onlar sorumlu tutulacaklardır.''
BU KİŞİLERİN AKİDELERİNİ GÖZDEN GEÇİRMELERİ LAZIM.
---------------------------------------------------------------------
BEN MÜSLÜMAN OLDUĞUMU İDDİA EDİYORSAM O ZAMAN KURAN VE SÜNNETİN TARİF ETMİŞ OLDUĞU TARİFE UYMAM GEREKİR.
YOKSA HER NE KADARDA MÜSLÜMAN OLDUĞUMU İDDİA EDİYORSAMDA YANLIŞTIR.
BUNU BİLİNÇLİ YAPIYORSAM HAİNİMDİR.
YOK BİLİNÇSİZ YAPIYORSAM CAHİLİMDİR
AKİDEDE CAHİLLİK MAZERET DEĞİL AMALDE MAZERET OLUR BUNUDA UNUTMA.
ÖNÇELİKLE SENİN MÜSLÜMANLIK İDDİAN AKİDENİN İÇERİSİNE GİRER.
KURAN VE SÜNNETİN TARİFİ;FATİHA,İHLAS VE ZUHRUF-82 DE ANLATILDIĞI GİBİ ALGILAMAMIZ LAZIM YOKSA HER NE KADARDA KİŞİ MÜSLÜMAN OLDUĞUNU İDDİA EDİYORSA BOŞ BİR İDDİADAN İLERİ GİTMEZ.
EN ÖNEMLİ MESELEDE BU ZATEN.
KAFİR,MÜŞRİK VE MÜNAFIK LARDA BU KAİDEYE UYMADILAR ONUN İÇİN EBEDİ CEHENNEMLİK.
YAHUDİLER UZEYR ALLAH’IN OĞLU DEDİLER KAFİR OLDULAR
HIRİSTİYANLARDA İSA ALLAH’IN OĞLU DEDİLER KAFİR OLDULAR
PEKİ SEN YUKARIDAKİ KAİDEYE UYMAZSAN HER NE KADARDA MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLESEN YİNEDE KAFİR OLURSUN.MÜŞRİK VEYA MÜNAFIK OLUR EBEDİ CEHENNEME GİDERSİN.

YANİ ALLAH HİÇ KİMSEYE TORPİL GEÇMİYOR.KOYDUĞU KAİDE VE İNSANLIK İMTİHANI.